İslami Sohbet Odaları

Sohbet Odalarına Şimdi Bağlan

Sohbet odalarımızda dini konularda sohbet edebilir,
aklınızda ki soruları kullanıcılarımızla görüşebilirsiniz.

 

 

 

Dini Sohbet Videoları

Çeşitli Konularda Dini Sohbet Videoları

Hocalarımızdan daha iyi bir Müslüman olabilmemiz için
yapılan sohbetlere ulaşabilirsiniz
.

Nur Sohbet

Süküna Kavuşmuş Benlik..

Kimi insan vardır ikişer üçer çıkar merdivenlerden. Sabırsızdır, cesurdur, karşılaşacağı şey ne olursa olsun metanetini almış sağ cebine koymuştur ve hazırlamıştır kendini her türlü vukuata. İdealisttir. Onu ilgilendiren yegane şey gerçek ve doğrudur. Gerçek ve doğru olanla karşılaştığında, tüm hayatını değiştirmeye dünden hazırlamıştır kendini. Hazırlamıştır çünkü ona göre bu büyük nimettir, herkese nasip olmayan, kendisinde seçilmiş insan hissi uyandıran bir büyük nimet…
Kimi insan da ürkektir, kendine güvenemez, karşısına çıkacağı her durumdan endişe eder. Basamakların en sonuncusuna geldiğinde karşılaşacağı şeyin onu en derin yerinden sarsmasından korkar. Karşılaşacağı şey iyi yada kötü olsun gerçeklerle yüzyüze gelmenin paniğini yaşar içinde daima. Alışa geldiği şey iyi yada kötü olsun onu yıllar boyunca tüm zerrelerine kadar kuşatmış ve tanıdık, bildik olmanın güven hissini yaşatmıştır.
Bazı insanlar tavşan hızında koşar gerçeğe, bazılarıysa kaplumbağa yavaşlığında herşeye ve tüm gerçeklere geç kalarak yaşar.
Keşke kaplumbağa kadar ömrümüz olsaydı, ama yok!!!
O halde tercihimiz ne olmalı?
Tavşan hızında ve ömründe gerçeğe ulaşmak mı?
Yoksa kaplumbağa hızında ve ömründe yaşayıp belki de gerçeğe ulaşamadan biten bir hayat mı?
Ne tavşanın ne de kaplumbağanın kendilerine tayin edilmiş ömürlerinin sonuna kadar yaşayacakları garantisi de yok üstelik. Tavşan kendinden daha çevik bir tilkinin azgın dişlerinde, kaplumbağa ise bir kavruk yaz gününde çıkan orman yangınında hayatını sonlandırabilir. Bu kıyaslamada önem kazanan ömürler değil, hızdır. Ömür uzun yada kısa olsun bizlere verilen süreyi en iyi şekilde kullanabilmeli ve sanki yarın başımıza ölüm gelecekmiş gibi gerçeğin peşine hızla düşebilmeliyiz.
Yaratıcımız bize Kitabında gerçeğe ulaşmak için ihtiyacımız olan sürenin bizlere verildiğini söylüyor. Yani tavşan ile kaplumbağa yaşları arasındaki ortalama bir yaş bizim gerçeklere ulaşmamız için yetecek bir süre. Önemli olan bu süreyi nasıl geçireceğimiz.
Ya tünelin ucundaki ışığı görüp nasılsa bir ışık göründü diyerek, sonuca varana kadar kendimizi fazla zorlamadan, yaşamın eğlencelerinden kendimizi koparmadan, aman insanlar ne der diye korkarak, Allah’a vereceğimiz en güzel fidyenin kendi hayatımız olduğunu anlamak istemeyerek kaplumbağa hızında yürüyeceğiz.
Yada tünelin ucundaki ışığı görüp ona bir an önce kavuşmak ve o ışığın bizi karanlıklarımızdan kurtaracak ışık olduğu bilinci ile tavşan hızında koşup yakalayacağız avuç içlerimizle. O avucumuzdaki ışık bizi tüm zerrelerimize kadar O’na ait olduğumuzun delili olacak. O ışık avuçlarımızda var oldukça bizi her türlü endişeden, kötülükten, hüzünden koruyacak. O ışık bizim her geçen gün ileriye doğru gelişmemizin, O’na doğru yükselmemizin yegane işareti olacak. Kendi içimizde yapmaya hep korktuğumuz değişikliklere korkusuzca baş kaldırışımızın ilk adımı olacak. O ışık bizim geçmişte yaptığımız her kötü şey için tövbe etmemizin ve yeniden tertemiz bir yaşama başlamamızın itici kuvveti olacak.
O ışık bizlere razı etmiş ve razı edilmiş olarak sükuna kavuşmuş benliklerimizle O’na dönüşün o en güzel yolunu açacak…
Fecr – 27: Ey sükuna kavuşmuş benlik!
Fecr – 28: Dön Rabbine, razı etmiş ve edilmiş olarak!
Fecr – 29: Gir kullarımın arasına!
Fecr – 30: Gir cennetime!

Dini Sohbet,Dini Chat,Sohbet,www.NurSohbet.Net

Recep Ayının Önemi…

Ebu Said-i Hudri’den naklen, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
“Allah katında ayların sayısı on iki dir.Yeri ve semayı Allah yarattığından beri bu böyledir.
Bu aylardan 4 tanesi haram ay olup şunlardır: Allah’ın asam ayı Recep.Bu ay tek başınadır.Kalan üç ay peş peşe olup şunlardır:Zilkade, zilhicce, muarem…
Recep, Allah’ın ayıdır.
Şaban, benim ayımdır.
Ramazan, ümmetimin ayıdır.
Bir kimse Recep ayı içinde , imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek bir gün oruç tutarsa, Allah’ın en büyük rızasına hak kazanır.Firdevs cennetinin en üst katına yerleşir.
Recep ayında iki gün oruç tutana iki kat ecir verilir.Her katın ağırlığı dünya dağlarına benzer.
Bir kimse recep ayında üç gün oruç tutarsa Allah-ü Taâlâ cehennemle onun arasında bir hendek açar.Bu hendeğin uzunluğu bir senelik yol kadardır.
Bir kimse Recep ayında dört gün oruç tutarsa: şu hastalıklardan afiyet bulur.Delirmek,cüzzam, abraş…Mesih deccalin fitnesinden dahil kurtulur.
Bir kimse Recep ayında beş gün oruç tutarsa…Kabir azabından kurtulur.
Bir kimse Recep ayında altı gün oruç tutarsa…kabirden çıktığı zaman yüzü Bedir halindeki ay aydığından daha nurludur.
Bir kimse Recep ayında yedi gün oruç tutarsa…hepsi cehennemim kapısı içindir ki.Her gün cehennemin bir kapısı kapanır.
Bir kimse Recep ayında sekiz gün oruç tutarsa…Cennetin sekiz kapısı vardır. Allah-ü Taâlâ her gün için cennetin bir kapısını ona açar.
Bir kimse Recep ayında dokuz gün oruç tutarsa…kabirden kalkarken şöyle diyerek kalkar: Eşhedü en lâ ilâhe ill. Ve o kimsenin yüzü:Cennetten başka yana döndürülmez.
Bir kimse Recep ayında on gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâla onun için sırat köprüsünde her gece onun için bir yatak serer.Orada istirahat eder.
Bir kimse Recep ayında on bir gün oruç tutarsa…kıyamet günü, ondan daha faziletli biri görülmez.Meğer ki onun kadar oruç tutmuş ola…
Bir kimse Recep ayında on iki gün oruç tutarsa…Allah-ü Taâlâ kıyamet günü,kendisine iki hulle giydirir.O hallerden biri, dünya ve içindekilerden hayırlıdır.
Bir kimse Recep ayında on üç gün oruç tutarsa…kıyamet günü onun için arşın altında bir sofra kurulur.O sofradan yer.Halbuki insanlar, şiddet içi şiddettedirler.
Bir kimse Recep ayında on dört gün oruç tutar ise…Allah-ü Taâlâ ona hiçbir gözün görmediği, kulakların duymadığı, bir beşerin kalbine dahi gelmeyen ihsanlar yapar.
Bir kimse Recep ayında on beş gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâlâ onu, emin kimselerin durduğu yerde durdurur.Onun yanından geçen her murakkeb melek ve her mürsel peygamber ona şöyle der:
à “ Ne mutlu sana, sen emin kimselerdensin…”
à Başka bir rivayette üstteki kimse için şöyle buyrulmuştur:
On beş günden fazla oruç tutarsa… Hadisi şerif’e devam edelim:
Bir kimse Recep ayında on altı gün oruç tutarsa… Rahman Allah’ı ilk ziyaret edenlerden olur ve ona bakar, kelamını da duyar.
Bir kimse Recep ayında on yedi gün oruç tutarsa… Allah-ü Taâlâ onun için her milde bir dinlenme yeri yaratır; orada dinlenir.
Bir kimse Recep ayında on sekiz gün oruç tutarsa… İbrahim aleyhisselamın kubbesine yakın olur.
Bir kimse Recep ayında on dokuz gün oruç tutarsa…Allah-ü Taâlâ onun için cennete bir saray yapar ki: Bu saray İbrahim aleyhisselam ve Adem aleyhisselamın sarayının karşısına düşer.Bu arada kendisi onlara selam verir, onlarda kendisine selam verir.
Bir kimse Recep ayında yirmi gün oruç tutarsa…semadan bir nidacı kendisine şöyle der:
à Ey Allah’ın kulu Allah-ü Taâlâ senin geçmişteki günahları bağışladı.Bundan sonrası için yeni ameller işlemeye bak.
Dini Sohbet,Dini Chat,Sohbet,NurSohbet.Net

Üç aylarımızın Önemi ?

Sual: Üç ayların fazileti nedir?
CEVAP
RECEB ayı: Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmet edilen] aylardır.) [Tevbe 36]

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Receb ayının faziletiyle ilgili birkaç hadis-i şerif:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir.) [İbni Cerîr]

(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]

(Recep ayında dokuz gün oruç tutanın günahları sevaba çevrilir.) [Gunye]

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemî]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Recebin bir gün başında [ilk günlerinde], bir gün ortasında ve bir gün de sonunda [son günlerinde] oruç tutana, ayın hepsinde tutmuş gibi sevap verilir.) [Miftah-ül-Cennet]

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Receb ayında gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberanî]

(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN ayı: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayının faziletiyle ilgili üç hadis-i şerif:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesaî]

(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizî]

(Şaban ayında üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey Oğul İlmihâli]
[Kaza orucu borcumuz olmasa bile, bu oruçları tutarken, ilk veya son kazaya kalan Ramazan orucunu tutmaya diye niyet etmeli.]

Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

RAMAZAN ayı: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesaî]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Biri size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) Ama orucu kazaya bırakmayı mubah kılan dînî bir mazeret varsa, o zaman ramazan orucunu kazaya bırakmak günah olmaz.

Dini Sohbet,Dini Chat,Sohbet,NurSohbet.Net

Adalet Veririm Zanneder Herkes..

Her insan Adeletli olduğunu zanneder Ama Aslında Adaleti uygulayamadığının farkında olmaz.. Adaletli olabilmek için hiç bir şekilde ayrım yapılmaması gerekli.. Çünkü Herkes Her konuda emek veriyor..En önemli Adalet sağlanılması gereken konum iş hayatında olanıdır..
Çalışanlarınız arasında her zaman dikkatli olmalısınız onların hakları ve Alınlarından dökülen terlerinin hakkını tamamı ıle iade etmelisiniz.. İçlerinde Çalışan ve çalışmayanı ayırt etmelisiniz.. Çalışır Görünüpte çalışmayanı uyarmalı ve Çalışan arkadaşlarının hakkına Girmemelerini Sağlayınız.. Kısacası Hayatınızda Adalet olmasını İstiyorsanız Öncelikle Kendinize bakın ve Adaletli olup Olmadığınızı Tartın..

Dini Sohbet,Dini Chat,Sohbet,NurSohbet.Net